30 Mayıs 2009 Cumartesi

Sinerji

Efenim dün arkadaşların iteklemesiyle sinerji adlı bir mekana gittik. Cafe rock bar adı altında kategorisiz bir yer aslında. Soylarının tükendiğini sandığım siyah tiişört siyah çorap siyah don siyah bileklik modunda gençleri görmemiştim bayağdır. Kadiköy akmar nostaljisi yaptım kendi içimde. 4-5 katlı bir yer tepesinde terası fln gayet şık aslında. Daha doğrusu yormayan bir bohemliği var 70s 80s 90s rock modunda takılmaya çalışmışlar, müzikler başarılı ancak yorucu geldi bana biraz. İçki düzeyim yüzde 70 üzerindeyken çekebilirim ancak. Böyle olunca menüye göz attım. Ve mekanı buraya yazmamın nedenini gördüm. Şu ana kadar gördüğüm en şık menülerden birine sahip. Ya da mönü mü denir acaba. Neyse. Çok ucuz. Fazla ucuz hatta. aksam saat 7ye kadar 33cl biralar 2 milyon daha sonra bunlar 3 milyona dönüyor. Fakat denedikten sonra tahmin ettiğim gibi çok kötü sulu bir bira açıkcası.-ki neredeyse çoğu mekanda sulu olmasına rağmen burda had safhada. O yüzden bira içilmeyecek bir mekan aklınızda bulunsun. Ama 2.5 milyona tequila şhotlar var ki muhteşem. Sırf bunun için bile gidilebilir. Neyse benden bu kadar. Sitenin adresini vereyim takılırsınız.
http://www.sinerjicafebar.com/index1.html

28 Mayıs 2009 Perşembe

Biliyorsun...

Sezen aksunun bu şarkısını keşfettim bugun. Dinlenilesi. Geç gelen güzel bir şey... Linki de var normalde sevmem böyle bağlantılar vermeyi ama dinletmek istedim işte.
http://www.youtube.com/watch?v=7rgOfRAlhuI

Ardından Cemal Süreyya dan sana giden yollar kapalı yı okudum. Gayet güzel geldi. Okudum, dinlendim ve arkama yaslanıp düşündüm. Çok yapıyorum bu aralar.


biliyorum sana giden yollar kapali
ustelik sen de hic bir zaman sevmedin beni
ne kadar yakindan ve arada ucurum;
insanlar,evler,aramizda duvarlar gibi
uyandim uyandim, hep seni dusundum
yanliz seni, yanliz senin gozlerini
sen bayan nihayet, sen olumum kalimim
ben artik adam olmam bu derde duseli

simdilerde bir kopek gibi kosuyorum ordan oraya
yoksa gururlu bir kisiyim aslinda, inan ki
animsamiyorum yari dolu bir bardaktan su ictigimi
ve icim goturmez kenarindan kesilmis ekmegi
kac kez sana uzaktan baktim 5.45 vapurunda;
hangi sarkiyi duysam, bizimcin soylenmis sanki
tek yanli ask kisiyi nasil aptallastiriyor
nasil unutmusum senin bir baskasini sevdigini
cocukca ve seni uzen girisimlerim oldu;
bagisla bir daha tekrarlanmaz hicbiri
raslasmamak icin elimden geleni yaparim
bu boyle pek de kolay degil gerci…
alisirim seni yalniz duslerde oksamaya;
bunun verdigi mutluluk da az degil ki
cikar giderim bu kentten daha olmazsa,
sensizligin bir adi olur, bir anlami olur belki
inan belli etmem, seni hic rahatsiz etmem,
son istegimi de soyleyebilirim simdi:
bir geceyarisi yaziyorum bu mektubu
yalvaririm onu okuma carsamba gunleri


ardından şöyle bir şiire rastladım okudum gayet hoş...


uykuların kaçar geceleri
bir türlü sabah olmayı bilmez
dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
deli eden bir uğultudur baslar kulaklarında
ne çarsaf halden anlar, ne yastık
girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
onun unutamadığın hayali
sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
sevmek neymiş birgün anlarsın

birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
gün gelirde sesini bir kerecik duymak için
vurursun başını soğuk taş duvarlara
büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
duyarsın
ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
sevmek neymiş birgün anlarsın

birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
niçin yaratıldığını
bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
uzun uzun seyredersinde aynalarda güzelliğini
boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
dolar gözlerin için burkulur
sevmek neymiş birgün anlarsın

birgün anlarsın sevilen dudakların
sevilen gözlerin erişilmezliğini
o hiç beklenmeyen saat geldi mi
düşer saçların önüne ama bembeyaz
uzanır gökyüzüne ellerin
ama çaresiz
ama yorgun
ama bitkin
bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
sevmek neymiş birgün anlarsın

birgün anlarsın hayal kurmayı
beklemeyi
ümit etmeyi
bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
lanet edersin yaşadığına
maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
o zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden

seni sevdigimi birgün anlarsin

Draconian, bitmiş angora ardından la cava de los gitanos ve çizdiğim ağaçlar


Sadece iki parçalık bir playlist (çalma listesi yani illa türkçesini demem lazım) yaptım bu gece. Ardarda çaldı öyle. Draconianın böğüren aralarda şuh sesli hatun vokalli bir parçasını dinledim ardında camillo ve camaron de la isla yla devam ettim. Angoranın şarabını aldım. Gayet iyi gitti aslında tavsiye edilesi.
Arabesk edebiyatına ait bir cümle gördüm demin birinde hayat bir sınavsa ismimi yazar çıkarım diye. Gülmekle tebessüm arasında sıkıştım bunu görünce. İsmimi yazmamayı tercih ederdim bak ben. Ha bir de ağaç çizerdim. Çok severdim küçükken defterin sağına soluna ağaç çizmeyi çünkü çizdiğim zaman başkasına gösterdiğimde ne olduğunu anlayabildikleri tek şey ağaçtı. Yapraksız bir sürü dal kümülesi dibinede bir kaç çizikle otlar koyardım. Bir süre bakardım sonra arka sayfayı çevirip gene başka bir ağaç çizerdim. Bir zaman sonra ulan hep aynı boku çiziyorum dedim kendime. Yaprak ekledim sonra o da çok yoruyordu bir sürü nokta gibi şeyler. Gene güldüm bak kendi kendime. Nokta gibi yaprak yapardım kızamık olmuş ağaç gibi.
Demin uzun bir süreden sonra gene çizdim dedim kendime insan hiç mi değişmez. Aynı sık dallar aynı nokta gibi yapraklar.
Hiç değişmemişim ağaçlar konusunda.

ek not: eskiden ağaçlarda ağaçtı ama hani şimdi nerde fidanlar falan minik minik
ek not 2: evet şişe bitti

26 Mayıs 2009 Salı

Bir Kez Olur Bazı Şeyler...

Bir çok kadından hoşlandım şu ana kadar, yolda gördüğüm güzel insanlar, saçma sapan hevesler için beraber olduklarımr ya da öylesine önümden geçen birileri, yedi sekiz tanesini sevdim belki. Eğlenceli dedim bu insanlarla beraber olmak öylesine zaman geçirmek, karşılıklı gülüşmek bir barda karşılıklı biraları devirmek. Sadece bir insana aşık oldum. Çok zordu aslında. Kişilerden çok ilişkinin bir zorluğu vardı belki. Çok sevdim ve çok sevildim. Güzel bir dönem oldu benim için. Hayatımın en mutlu günü ne zaman diye düşünür ya insanlar; ben hiç düşünmedim. Onun yanındayken tanıdım en mutlu günü. Belki ilerde daha iyi bir gün görürmüyüm bilemem. Hala görmedim gerçi. Bir beklenti içinde de değilim aslında, yetiyor bazı insanlara yaşanılanlar.
Doğumgünümden bir gün önce onun doğum gününde ayrıldık. Çok ilginç dimi düşününce? Aylar geçti, seneler geçti. Doğum günümde düşünmeyi öğrendim. Genelde filmlerde olur ya her hangi bir kısımda 5 yıl sonra yazar, ardından iki sevgili ayrılmışken tekrar karşılaşır ve kaybolan onca seneye rağmen yaşanmışlıklara rağmen sadece birbirlerine bakarlar sevildiklerini anlarlar. Sonunun mutlu olması önemli değil aslında, daha sonra ayrı yollara gitseler dahi gözgöze geldiklerinde birbirlerini görürler. Bunu bilmek bile yeter aslında.
Hep böyle bir şey istemişimdir ben. Seneler sonra dahi sevebilmek, onca seneden sonra sevilmek.
Sabırsız ve aceleci bir insan oldum ben hep. İkiside aynı düşününce. O mutlu hayata birden ulaşmak isteyenlerdendim belki. Pek yapamadım istediklerimi.
Daha sonra kendi başına olmayı öğrendim. Bencillik üzerine bir hayat. Ego tatminine yönelik ilişkiler. Doğru ya da yanlış. Kendimi yargılamadım. Karşımdaki insanlardan çok kendimin ne kadar sevdiğini düşündüm hep. Seviyor muyum? hoşlanıyor muyum? aşık mıyım?
Çünkü ne yaparsanız yapın karşılıksız ilişkilerin pek sonuca ulaşmadığını gördüm. Bana aşık olan insanlardan kaçtım, aşık olduğum insandan uzaklaştım. Belli bir noktada kendi başıma kaldım.
Çok uzattım farkındayım. Bir kez olur bazı şeyler işte, sadece bir kez anlatılır...

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Bir ölçü halinde sevmek

-o kadar sevmiyormuşum
+ne kadar!!
-...
+ne kadar sevmiyormuşsun!!

Kadın ile adam arasında böyle bir dialog geçiyor herhangi bir zamanda herhangi bir evde. Üzerinde çok düşünülesi aslında.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Sevmeden Sevişmek

İlginçtir bazı şeyler insan hayatında. Ya da normal olan şeyler garipleşir zamanla. Pek ayrımına varamıyorum. Yorgunum bazı konularda. Çok didinemiyorum uğraşamıyorum. Şöyle olsa daha iyi olur diyemiyorum. Belki bir çok şeyi daha rahat yaşamak varken, anlamsız cümleler kuruyorum kendime. Ben dahi anlamıyorum...

1 Mayıs 2009 Cuma

bir süre kayıp insan

muhteşem dizüstü bilgisayarımın anakartı yandığı için bir süre kayıp olacağımdır. Korkmayınız, eski yazıları okuyun nostalji yapın falan.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...