31 Temmuz 2009 Cuma

Suya Konuşmak


Bir arkadaşım demişti geçenlerde, sıkıldığım zaman suyu açarım karşısına geçer anlatırım ve konuşmam bitincede suyu kapatırım diye. İlginç geldi aslında, bir o kadarda hoş bir ayrıntı belki. Kişisel bir terapi gibi aslında. Kendi üzerimde denesem feci bir su faturası geleceğinden eminim. Sıkıntım çok benim. Fazla daralıyorum. Üzerime bir kova su dökmem lazım aslında ayılmam için. Nerede iç bayıklayıcı şeyler varsa onları dinliyorum, kavuşamayan insanları izliyorum, ayrılanları dinliyorum. Seviyorum aslında inceden bir melankoli havasını. Fazla abartmadan. Saatlerce karanlıkta oturup duvara bakayımcılık yok bende. Sevmem zaten pek karanlıkta oturmayı, uykum geliyor hemen. İstemedğim bir saatte uyumaktan nefret ediyorum, çocukluktan kalan birşey belki. Bu sebeple kendi çocuklarım olursa vampir olmalarından korkuyorum.

Bugün çok ıslandım birde. Her dakika başında gelen minibüsü onbeş dakika beklemem sonucunda kaldırım kenarında yüzdüm resmen. Yağmurla konuştum birde. Karşılıkli küfürleştik. Ben küfrettim o kafama lap lap damlalarıyla vurdu. Çok acımasız bir şey bu yağmur. Başım ağrıdı. Minibüs geldiğinde ona da küfrettim. O da üzerime su sıçratarak cevap verdi. Karşılığını alıyorum hep yaptıklarımın.

Suya konuşmak... Zor olsa gerek benim için. Karşılık vermesinden korkuyorum...

30 Temmuz 2009 Perşembe

Beirut Dinletileri


Zach Condon diye bir eleman var, lise dönemi Tom Waits, Magnetic Fields dan fln etkilieniyor. 16 yaşlarında o dönem, ardından liseden atılıyor sonra avrupa seyahatine çıkıyor. Sırp bir komşusunun gazıyla bir sürü enstrüman alıp eve kapanıyor ve 2006 da bir albüm çıkarıyor. Şimdi 22 yaşında olan bu arkadaşı The Flying Club Cup albümünden In The Mausoleum parçasından tanıdım. Zaten dinleyince bir farklılık hissedeceksiniz. Folk, indie pop, balkan folk müzik ve bunların potporisi gibi bir tarz. Dinleyiniz. Youtube a erişemediğimizden dolayı arada malum iranız ya o yüzden şarkı linki vermedim. Ama grubun sitesi şöyle ordan bir kaç parça dinleyebilirsiniz; http://www.beirutband.com/

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Mad Men, serbestlik ve balık peşindeki yerliler

Mad men diye bir dizi var. 60ların amerikasında reklam dünyasının zirvede olduğu dönemler bir reklam şirketinde olan falan falan. İlgimi çeken nokta o zamanlarda sunulan rahat yaşam. Sigara içmek zorunlu sanki her yerde sigara içiliyor, hafif boğuk puslu bir yaşam stili birazda dizi yapımcılarının makyajı. Ortaya seyirlik bir dizi çıkıyor.
Balık peşindeki yerliler konusuna gelince, hep derler ya, boşuna çalışıyoruz ulen düşününce afrikada yerlilerin tek derdi balık tutmak fln fln. Bu kalıptan çok sıkıldım artık öyle belirtesim geldi.

28 Temmuz 2009 Salı

Che, Motorsiklet Günlükleri ve Elefthería Arvanitáki


Uzun zamandır izlemek istediğim motorsiklet günlükleri filmini sonunda izleyebildim. Gayet hoş bir yol filmi. Yönetmen en başta bu bir devrim filmi değil belli bir güzergahtan alınan bir kesit dese de kendine has bir bakış açısı var filmin. Che yi dünyanın en dürüst insanı göstereyimcilik olmasaymış dahada güzel olabilirmiş sanki.

Öte yandan Elefthería Arvanitáki sesiyle karapiperim diye bir şarkı var yada ben adlandırdım ismini bilmiyorum. Kesinlikle dinlenilesi. Arkadaşlarınızla bir içki sofrasında hafif yunan müziklerine ilginiz varsa içkinizle birlikte içebileceğiniz bir parça.


Linkini de verdim.(bravo bana)




19 Temmuz 2009 Pazar

Zaman

Zaman geçiyor. Gerci O hep geçer zaten pek takılmamak lazım...

Kitap için uğraşılardayım bu aralar. Projeler, yorucu insanlar, yamuk yollar, tatil hevesi ve bunun gibi kayıp olma sebepleri. Geri döndüm sanki...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...