21 Ağustos 2009 Cuma

Dizüstünüzün Monitörüne güç gitmiyor dediler...

Efenim aynı sorunu tekrar yaşamaktayım. Bir süre kayıp olabilirim. Siz eğlencenize bakın bir de bulutlara bakın ne kadar ineklere benziyor.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

360 istanbul


Geçenlerde bir kaç kişiyle birlikte 360istanbulu görme şerefine erişebildim. Bayağdır gitmek istediğim bir mekandı, çok methettiler açıkcası. Bri mazarası var dibin düşücek bayılacaksın ama çok pahalı off feci pahalı aman aman tarzında. Bu söylemlerden sonra kendimi hazırlayıp gittiimde aslında bir b.k olmadığını gördüm ne yazık ki. Manzarası evet güzel ama daha güzel yerler de var ya da ne bileyim benim uyuzluğuma geldi. Fiyat konusunda benim dünyaca kıstas aldığım şey bira fiyatı ki o da 10-14 arasıydı bu da bu mekan için normal. The marmara nın üzerindeki cafe buradan daha güzel bence gidecekseniz oraya gidin. Fakat iç tasarımı gayet şık, tam evlilik teklifi için arkaplan ayarında bir yer. Hoş güzel, görünüz.
Fikir sahibi olmak isterseniz linki;
http://www.360istanbul.com/flash.html

14 Ağustos 2009 Cuma

Son


Nokta koyma ihtiyacı hissettim,
Üzerinden geçtiğim kelimelere
Yazdığım bir kitabın sonu olacak belki
Veyahut küçük bir leke,
Nereden geldiğini belki hiç hatırlayamayacağım.
Sonsuz olmak istedin sen bende
Bir nokta değil,
Bir virgül belki.
Yarım...
Bitmeyecek bir ömür,
Sıkılmaya müsait.
Bitmesin diye yenmeyen bir yemeğin çürümesi gibi,
Uzun...
Özne olmak istedim ben.
Uyurken hatırladığın, başını ağrıtan
Sonunu getirmek istemediğin bir masal
Özleyebildiğin bir insan, uzaklardan geçen bir gemi.
Patlamış mısır kasesinde,
O sonda kalan yanmış taneler gibi,
Tatlı ve acı.
İstenen ama bıktıran.
Sıkan ama sevilen.
Bir nokta koymak istedim bugün.
Benim konuşmalarıma,
Sana sapladığım kelimelere,
Senin içinde yaşayan bana,
Bende ki Sana,
Sadece sana.
Şimdi camın önünden geçen,
Ne cins olduğunu anlayamadığım kuşa.
Asla anlayamadığım davranışlarına,
Ellerine, yüzüne, dudaklarına.
Masumca yanımda uyurken,
Nefes alırken göğsünde yarattığın dalgalara.
Sabahları kalkarkalkmaz,
Körmüşcesine çarptığın sehpama.
Senin izini taşıyan o koltuğuma.
Sokaktaki o kör kediye,
Seni tırmalasa dahi verdiğin o ekmek adına.
Sana yazabildiğim o basit notalar birliğine,
Gitarıma, müzik hayatıma.
Senin yüzünden sevdiğim filmlere, aktörlere.
Senden sonra,
Senin etkindeyken,
Senin izini taşıyan,
Tüm sevdiğim Kadınlara.
Bir nokta koymak istiyorum ben.
Kendime belki,
Sadece seninle ilgili...

9 Ağustos 2009 Pazar

Doomgünü Ritüeli

Efenim 100yaşına daha girdim. Hergün biraz daha ölüme yaklaşırız derler ya, öyle birşey işte. bedenen yaşlandım ruhen biraz daha gençleştim. Beklentilerim azaldı, sevgililerim çoğaldı, ota b.ka olan aşklarım bitti, arkadaşlarım gittikçe elendi ve sağlamlaştı ve bulutlar gitgide daha çok ineklere benzemeye başladı.

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Hayaller, Umut ve Limonata


Her insanın bir hedefi vardır herhalde ya da yapmak istediği birşeyler-ki hedefle aynı anlama geliyor bu- olmak istediği bir konum, görmek istediği bir ülke, güzel veyahut yakışıklı bir sevgili, çok para kazandıran bir iş, hayallerindeki araba, ev, yat ve mercimek çorbası. (mercimek çorbasız bir hayat düşünemem)(yeşil olcek) neyse gene konuyu dağıtma aşamasındayken toparlıyorum. Benim eskiden hiç yoktu öyle hayallerim. Kirlenmemiştim belki veya bir yaşam tarzı empoze edilmemişti üzerime. Daha sonra yıllar geçtikçe sizi içine çeken bir toplulukla karşılaşıyorsunuz. İlkokula gidiyorsunuz ardından ortaokul sonra ortaokulda daha iyi bir liseye gitmek için asosyal bir yaşama ilk basamağınız olan sınavlara giriyorsunuz. Onun akabinde bir liseye gidiyorsunuz. Burda derece yapmaya çalışıp daha iyi bir üniversiteye gitmek için dersaneye gidiyorsunuz sonra tekrar sınav ve sonucunda üniversite. O bitiyor hemen bir işe girmeniz ihtiyacı oluşuyor içinizde. Bulduğunuz ilk işe atlıyorsunuz, sosyal durumunuza göre biriyle tanışıp evleniyorsunuz. Ardından çocuğunuz oluyor. O ilkokula gidiyor daha sonra ortaokul ve liseye gitmek için sınavlara giriyor sonra üniversite..... bla bla bla.... (bla bla çok ingiliş oldu farkındayım) Hayallerimiz çok kısır değil mi aslında... Böyle olamadım ben hiç. Gerçi düşününce olmuşum biraz. Mutlaka o standart yola adım atıyorsunuz hayatınızda. Hiç kimse tanımıyorum ki lise bitince gitsin nepal de dağları gezsin, avrupa seyahati yapsın veya türkiye turu yapsın. Elbette var bunlar yapan. Ama hep tatil amacıyla değilde arkasına bakmadan çekip giden insan yok. İnto the wild diye bir film vardı. Ordaki çocuk misali. Bir hedefe sahip olup, o hedef için bir yola koyulan çok az insan var. Ben ne yaptım? Bi b.k yapmadım. Öyle konuşuyorum zaten. Yapabilseydim konuşma gereği bile duymazdım belki...

Bu arada cappy limonata reklamına sardım bu aralar. Çok eğlenceli keyifli bir reklam. Sonra gittim aldım bir tane ve feci bir tada sahip olduğunu öğrendim. Çok kötü. Neyse bu kadar...


ek1:altı kere sonra yazmışım yazıda... çok fazla aslında, kelime bilgisi eksikliği işte

ek2:sonra sonra sonra sonra

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Zamansız Bir İnsandım Ben Hep...


Devrik başlangıçları seviyorum. Kullanmak istediğim kelimeyi cümleye başladıktan sonra hatırlamamdan geliyor bu bende ki devrik cümle oluşturma hissiyatı. Bazı şeyler için ne kadar zamansız bir insan olduğumdan bahsetmeyi düşünüyordum aslında. Ama vazgeçtim.Sevdiğim başka şeyler arasında belli bir konu adı altında başlayıp başka şeyler yazmak da var. Paravan yazarlık diyorum buna ben. Okuyucunun her zaman ilgisini çekmiştir bu bilinmezlik. Yazar neden bahsediyor? Kim bu adam? Ben niye bunu okuyorum? Hepimiz ölecek miyiz? Gökyüzü neden mavi? Bazı bulutlar neden ineklere benziyor? Aklına o kadar çok saçma soru gelebilir ki okuyucunun böyle yazılarda. Pek şaşırmamak lazım.

Konu yok dediysek de sapıtmak yersiz. Aslında her yapılan eylemin bir amacı vardır düşününce. Zamansız insanı anlatmayı hedefleyen yazar daha sonra devrik cümleler konusunda görüşünü belirtir ve spontane yazılar yazabilir. Bu da bir amaçtır.

Okuması yorucu bir yazı oldu farkındayım. Yapacak bir şey yok. Dediğim gibi zamansız bir insanım ben. Ne zaman ne yapacağımı kestiremiyorum.... (ahah nasıl başa bağladım ama:)

ek1:Tekrar okuyunca itici bir yazı olmuş sevmedim.
ek2:yazıların altına böyle bir sürü ek yazmayı seviyorum
ek3:deneme
ek4:tamam sustum
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...