28 Eylül 2009 Pazartesi

ahh...

Yağmur yağıyor her vakit sanki. Güzel birşey aslında. Severim oldum olası yağmuru ve getirdiği o ince huzursuzluğu. Kimileri eve tıkılmak gibi görse dahi benim içi yağmur bir kendinibuluştur aslında. Kendinibuluş? k.çımdan uydurdum şimdi. Ama öyle aslında. Bakarım öyle mal gibi dışarıya ve dinlerim yağmur tanelerinin yere düşüşünü. Bir grup olsa aslında sırf yağmur tanelerinin çıkardığı sesi kullanarak müzik yapan. Alırım onun albümünü.
Boş şeyler bunlar düşününce. Dışarıda ölüm var acı mutluluk aşk belli çevreler. Olmasını istediğim pek bir yer yok ama. Ben ıslanmak istiyorum...

14 Eylül 2009 Pazartesi

Toz

Sadece güneş vurduğu zaman pencereye,
Farkediyorum ben üzerindeki tozları.
Şaşırıyorum içimden .
Bir ah çekiyorum kendi kendime,
Seni de gittiğinde farketmiştim...

8 Eylül 2009 Salı

Kayıp Zaman II

Efenim olmadığım süre içerisinde
-ucunda bir milyon var adlı yarışmaya öylesine başvurmuştum hemen de çağırdılar mülakata ona gittim. Çok pişman oldum açıkcası. Sefaköyde kanal 1 binasının içindeki med yapım. Hiç tavsiye etmiyorum uğraşmayınız. Çünkü bu işi meslek haline getiren insanlar var onların yanında pek şans bulabileceğime inanmadım. Gerçi ikinci mülakata da çağırmadılar bak::) Öte yandan bir çok yarışmaya katılmış bir arkadaşla tanıştım orda aman aman neler anlattı eleman valla, ajanslarla ortak çalışan jigolo arayan 40lıklar, gay yönetmenler tarafından asılmalar fln fln iyice tırstım açıkcası. Bana göre değilmiş bu yarışma olayı

-Bir akşam böyle bir tesadüfler zinciri sebebiyle kendimi taksim kumbaracı yokuşunda nihavendi yada bunun gibi bir isma sahip restaurantta bir fotoğraf grubuyla yemek yerken buldum. Fotoğraf işinden pek anlamadığımdan olsa gerek muhabbet beni bayağı bir baydı. Eğlenceli kişiliklerdi ama çok yadırgamadım. Yalnız gözlemlerime göre bu fotoğraf kursları gibi şeylerle uğraşan insanların yarısının sosyalleşmeye çalışan asosyaller olduğunu farkettim. Ne yazık ki..

-Perşembe akşamı kütahya tarafına kuzenimin yemin törenine gideceğim ama hava konusunda feci kıllandım çok soguk olduğundan şüpheleniyorum.. Ne alakasız birşey yazdım ya nese

-Bir akşamüstü afm de son durak 4 adlı filmi izledim. 3boyutlu gözlükler böyle bir amerikanvari bir stil falan. Neyse gözlükleri taktım lak düye düştü hemen. Ben de gözlük taktığım için normalde bünye iki gözlüğü birden kaldırmadı. Bütün film boyunca elimle gözlüğü tutmak zorunda kaldım. Buna rağmen oldukça eğlendim güzel bir deneyimdi. Öte yandan feci derecede başım ağrıdı.

-bu arada jazz ritmleri eşliğinde kanun dinledim bir yerde kim ve hangi grup olduğunu çözmeye çalışıyorum. Dinledim derken kulağıma geldi öyle..

2 Eylül 2009 Çarşamba

Dolu Olsa Bütün Boşluklar


-sence ben deli miyim?
+hımm
-ne hımm?
+ne açıdan bi delilik?
-ne demek lan ne açıdan! Bildiğin delilik işte kafasında huni fln
+walla kafan da huni yok
-niye bazı şeylere çok takılıyorum o zaman
+bunu herkes yapıyor
-evet ama genellıkle gerekli şeylere takılıyor insanlar
+senin takıldıkların
-gereksiz işte, saçma sapan boş şeyler
+gene kavga ettin dimi Onunla
-Onu karıştırma şimdi
+amacım karıştırmak diil ki zaten, seni bu karışıklıktan çıkarmak
-Onun içinde olduğu hiçbir şeyden vazgeçmek istemiyorum, dursun Ona ait olanlar...
+vazgeç demiyorum, bekle biraz kendini sadece, ona bırakma
-ona ait olmanın ne zararı olabilir ki?
+kendini deli zannetmek?...
-tamam saçma bi soruydu, sadece bilmiyorum bu çok garip birşey
+nasıl garip?
-artık arkanda bırakman gereken bir şeyden ayrılamama hissi... Bağımsız olamamak, kendini yalnızlığa vuramamak...
+bitmesini istiyorsun ama bitiremiyorsun değil mi?
-onu bırakamıyorum... onun bana yaptığı gibi gidemiyorum ben...
+işte sen diyosun, onun sana yaptıgı gibi... seni bırakıp gittiği gibi... neden?
-bilmiyorum işte olmuyor... bitmedi diyorum sanki, hala devam etmesi gereken şeyler var
+yanında o yokken, yalnız başına neyi devam ettirebilirsin?
-iyimser bir sese sahibim galiba içimde, bekle diyor bir gün gelecek... birgün karşına yeniden çıkıcak...
+o şu an duygularını başka bir insanda yaşıyor biliyorsun değil mi?
-evet...
+bunu bile bile nasıl bekleyebilirsin... herşey en başta şu an onun için. Seni tanımadan önce nasılsa şimdide öyle...
-...
+seninle yaptığı o geleceği yıktı bunun farkındamısın? Yeni bir geleceğin temelini kuruyor şu an, yeni bir insanla herşeye baştan başladı, sen ise eskiden birlikte kurduğunuz o enkazın altındasın hala... gelip seni çıkarmasını bekliyorsun... bu ne kadar gerçekci söyler misin bana?
-ben bi gerçek aramıyorum... yapabileceğim başka bir şey yok anlamıyor musun? O enkaza kurdum ben herşeyimi, geçmişimi oraya taşıdım, geleceğim orda... ben hala ordayım...
+ama o orda değil...
-bekliyorum ben... kendi başıma idare edebilirim belki O gelene kadar
+ya gelmezse?
-o enkazda yaşarım... her ne kadar yerlebir olsa da onun kokusu var heryerde, Ona ait... Onu hissedebildiğim tek yer...
+Onun yanında olduğunu zannettiğin tek yer...
-...
+bir boşluğun üzerine basma sadece... bir daha yukarı çıkamazsın...
-o neredeyse ben oradayım. Aşağıdaysa, yukarı çıkmak istemiyorum ki zaten...

1 Eylül 2009 Salı

Kısa Yoldan Para Kazanmak ve İşin realitesi


Bu muhteşem iç gıcıklayıcı başlıktan sonra avuçiçleriniz kaşınmaya başladı değil mi? (cevabını alamayacağını bile bile soru sormak) Aklıma şöyle bir fikir geldi geçen daha doğrusu bir arkadaşımla fikir teatrisinde bulunurken irdeledik az çok. 1 milyon tane dandik ürünü tanesi bir milyondan satarak 1 trilyon elde etmek. Ondan sonra düşündük ulen bir milyon tane ürün bulmak zor olabilir. Bundan vazgeçtik. Ardından internet dilenciliği (poorman on internet) ingilizce isim hakkı bana aittir. O geldi aklımıza dedik ki 200bin kişi bize 5milyon göndersin. Daha sonra arkadaşım olağan soruyu sordu eee gönderenin eline ne geçicek? afedersiniz ama bir b.k geçmeyecek bir tek ben kazanacağım. Bu egonun üzerine bu fikrimin de tutmayacağını farkettim. Sonuç olarak kısa yoldan para kazanmak bana göre değilmiş sanki...

ek1:Bu arada karikatüre çok güldüm ya
ek2:fazla da gülmedim aslında gider veriyorum

Şapka ve Kelime


Kimilerine göre yaşamak bir keyif olabilirken, bazıları içinde isteklerinden öteye gidemeyen bir debelenme halidir bence. Hangi uçta yaşadığını farketmek dahi bir başarıdır düşününce. Kendini bilmek daima getirisi olan bir bilinç türü olmuştur.

Ne kadar sıkıcı başladım ya...

Aklıma düşen ilk kelimelerden düşünmeden cümle kurma hevesi geliyor bazen yazarken. Bir de arkada çalan o müziğin ritmlerine göre gidebiliyor bu yazdıklarım. Müzik durunca, bende duruyorum.

''Şapkayı alıp gitmek vardır. Hem kolayca söylenebilir bu, hem de kolayca yapılabilir. Mesele onu vestiyerden aldıktan sonra koyacak yer bulmaktır.'' demiş Özdemir Asaf. Elinde şapkayla gezen insanlardanım ben. Öte yandan yazı için bakarsam, kelimelerimi koyacak yer bulamıyorum kimi zaman. Elinde kelimelerini taşıyan insanlar arasına da giriyorum o sırada. Bir elimde şapka diğerinde kelimeler. Beni dinleyen ve okuyanların üzerine doğru koşuyorum sanki. Bir anlamda korkutucu geldi şimdi düşününce. En iyisi uzaktan bakmak herhalde yazara. Pek yaklaşmayın bana...


ek: Pek bir yaban hayatı modunda oldu bu

ek1: Dikkat köbek var

Kayıp zaman

Yazamadığım sure içinde,

-İstiklal caddesinde bir yer keşfettim yerden öte ismini hatırlayamadığım bir pasajdan açılan çay bahçesi mekanı. Güzel bir yer.

-Yengeç bacağı yedim bir akşam. Feci bir şeydi sabaha kadar kendime gelemedim. Balık desen balık değil böyle bir acaip.

-Karga grubunun bir kaç elemanıyla konuk sanatçı edasıyla stüdyoya girdim bas çalıp çıktım. Bayağdır girmemişim stüdyoya hamlaşmışım onu farkettim. Bu arada grubu dinleyiniz iyidir; http://www.karga.us/

-Arkadaşın isviçreden getirdiği votka ve martini ile kokteyl dolu bir gece geçirdim. Yeşil zeytinim olmamasına rağmen pek eksikliğini hissetmedim aslında.

-Master olayını büyük ihtimal bir sene daha ertelediğimi kendime itiraf etmeye başladım. Hala çabalıyorum aslında.

Geçmiş Olsun

Uzun bir gündüz uykusu gibi aslında,
Yersiz ve zamansız gördüklerim.
Üzerinden geçtiğim yollardan öte,
Patikalar kaldı aklımda hep,
Hayatı daha kısa yaşamayı sağlayan.
Geçmiş olsun güzelim,
Geride kaldı onlar...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...