28 Eylül 2012 Cuma

İnce ayrıntılar büyük anlamlar doğuruyor

 İlk önce şu parçayı dinleyerek yazıya başlayınız efenim,


 Akşam karanlığında araba ile giderken, sadece ışık direkleri ile aydınlanan yoldaki ışık süzmelerinin arabanın üzerinden geçip gitmesini seviyorum ben. Bir an gözüne gelir sonra hemen gider ardından diğeri.

Sarı saçlı beyaz tenli insanları seviyorum, tabi esmer kızıl falan görünce tekmelemiyorum tabi ama sarı saçlı beyaz tenli insanlara karşı zaafım var sorsa anında bankamatik kredi kartı şifremi veririm

Yaratıcı hediyeler almayı seviyorum, genelde b.k gibi hediyeler aldığımdan olsa gerek dünyada ki en öküz sevgilileri bulabilme yeteneğimi seviyorum.

Bir gece vakti elimde durmaktan gazı tadı kaçmış bira ile boş boş dalıp gitmeyi seviyorum. Kendimi kaybediyorum şuursuzlaşıyorum.

Günün son sigarasını seviyorum. Sigaranın o en saf en acı en tatsız hali o zaman ortaya çıkıyor aceleyle içiyor kendisinden tiksiniyorum sonra sabahında tekrar seviyorum.

Yalnızlığı seviyorum ama tibette keşiş olmak istemiyorum.

Seni seviyorum (böyle dedim ki herkes üstüne alınsın okurlarda bir heyecanlanma panik olsun)

Panik deyince panik osman diye bir arkadaş vardı lakabı panik ti haliyle adamda hep bir hüzün heran dünyaya göktaşı düşecekmiş gibi bir bakışı vardı insan hayatını sorguluyordu panik osmana bakınca

Seni seviyorum (gene dedim ki daha bir panik hezeyanına girin)


İzmir ve Kadın

Efenim dün akşama doğru izmire geldim, hastahanelik bir iş için dün gece kaldım bu akşamda ankaraya geçiyorum neyse konumuz şu ki izmiri hiç bilmeyen bir kaç sene önce ilişki yaşadığımız hatunkişi sebebiyle bir kaç kere gelen ve şimdi unutmuş biri olarak zaman geçirmeye çalışıyorum. Mal gibi sağa sola doğru yürürken koskoca izmirde sineme izleyebileceğim konak pier (doğrumu yazdım bilmiyorum bir kere buldum) diye bir yer buldum ona doğru yürürken ki bu arada yürümeye başlama yerim üçyol diye bir yer böyle tepeden başlıyorsun triatlon misali yokuş indikten sonra konak meydanına geliyorsun sahilden biraz yürüyünce deniz kenarı iskeleyi alışveriş merkezi yapmışlar. bir istanbullu olarak bu ne len dedeikten sonra tam oraya girecekken an itibariyle bu yazıyı yazmamı sağlayan önünde sıkma portakal satan bir amcaya sahip internet cafe yi buldum. Normalde hayatta gitmem internet cafeye falan nerde bale opera bienal var oraya giderim (bienalden çıkmam ben haftada bir kere bienale gitmezsem uyuyamam) neyse girdim buraya şimdi akşama kadar zaman geçirmenin yollarını araştırıyorum. Akşamda 10 da ankaraya otobüsüm var haftasonuda büyük ihtimal orda mal mal durucam.
  Hepinize mutluluklar sevgi saygı ve çikolata kokan muz ağaçları diliyorum.
buralarda bir yerdeyim canım sıkıldı mal mal duruyorum

22 Eylül 2012 Cumartesi

Adını Feriha Koydum Mehmet in Yolu

Uzuuun zamandır kayıp olduğumun farkındayım ancak askerdeyim efenim çok ayrıntıya girmiyorum bu konuda görüşlerim hakkında sonra mahkemeye verirler copla başıma vururlar falan o yüzden ocak 17 ye kadar ara ara yazacağımdır. Askerlik çok güzel birşey çok muhteşem oyle güzel ki çok güzel bir o kadar keyifli ve muhteşem ve güzel. O yüzden siz siz olun kadınlar erkekler hepbiri askere gidin.
Neyse tematik mesajımızın ardından 4 ay daha sabrediniz efenim milyorlarca mail geldi gmail in ceo u robert burg mail beni aradı mehmet dedi çok yogunluk oldu sanin mailinde o yuzden gmail serverler ı çöktü falan dedi bende  hi my name is mehmet deyip kapadım. Kendinize iyi bakınız efenim
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...